Haber Detayı
21 Ocak 2019 - Pazartesi 10:22
 
Bakan Soylu'nun Samsun'a geldiği gün gazeteciye silahlı saldırı!
GÜNDEM Haberi
Bakan Soylu'nun Samsun'a geldiği gün gazeteciye silahlı saldırı!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 19 Ocak'ta Samsun'a AK Parti İlçe Belediye Başkan adaylarını tanıtmak için geldi ve  Samsun programının ardından akşam saatlerinde havayolu ile  Ankara'ya döndü.

 

Karadeniz Bölgesi Seçim Güvenlik Toplantısı için İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Samsun'a geleceği günün gecesi olan  19 Ocak ile 20 Ocak’a bağlayan gece yarısı Samsun'da büyük bir skandal yaşandı.

 

Samsun'da güvenlik tedbirleri en üst seviyedeydi.

 

19 Ocak'ta Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Cumhurbaşkanı Samsun'a gelip gitmiş, 20 Ocak'ta ise Türkiye Cumhuriyeti Devleti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Güvenlik Toplantısı için Samsun'a geliyordu.

 

Bu nedenle şehirde adeta kuş uçurulmuyordu.

 

Tüm güvenlik güçleri istenmeyen  bir olay yaşanmaması için teyakkuz halinde pür dikkat görevini yapıyordu.

 

Tüm tedbirlere rağmen "Sakınılan göze çöp batar" atasözü adeta Samsun'da hayat buluyordu.

 

Samsun'un Atakum ilçesindeki bir eğlence mekanında bir gazeteci ayağından silahla vurularak yaralanıyordu.

 

Gece yarısı saat 01.00 sularında bilgi tarafıma ulaştırılıyor fakat haber hiçbir yayın organında nedense yer almıyordu.

 

Samsun'da onlarca polis muhabirleri, polis telsizlerini  dinlemektedir.

 

Bu muhabirler, hafif hasarlı maddi kazalarda dahi anında olay yerinde belirirken böylesi bir olayı atlamaları mümkün değildi.

 

Haber kaynağım sağlamdı. Gelen bilgiden şüphem yoktu ve vurulan gazetecinin OMÜ Tıp Fakültesi Acil Servisi'ne kaldırıldığı bilgisi veriliyordu.

 

Sabaha kadar uyumadan gazetecinin sağlık durumunu ve hastanedeki tedavisini öğrenmek için uğraşırken sabah saatlerinde hastaneden taburcu edilerek evine gönderildiği bilgileri geliyordu.

 

Cumhurbaşkanı'nın ayrıldığı ve İçişleri Bakanı'nın Güvenlik Toplantısı için Samsun'a geleceği gün bir gazetecinin silahlı saldırıya uğraması büyük bir skandaldı.

 

Hatta yazılı basının ve ajansların böyle bir haberi atlamaları ya da görmemeleri imkansızdı.

 

Bu olayın kamuoyundan gizlenmeye çalışılması kurumlar için tabii ki önemlidir.

 

Kamu hizmeti yapan bir gazetecinin böyle bir olayı kamuoyundan saklaması asli görevi olan kamuoyunu aydınlatma görevine ihanettir.

 

Binlerce güvenlik görevlisinin teyakkuzda olduğu bir şehirde böyle bir olay yaşanıyorsa, olayın sorumlusunun güvenlik güçleri olduğu söylenecektir.

 

Buna katılmıyorum.

 

Samsun'da güvenlik kuvvetlerinin özellikle bu tip olayları çözme konusundaki başarısı birçok şehrimizin üzerindedir.

 

Buna rağmen düşündürücü olan, Samsun'da gündüz vatandaşa silahlı saldırı düzenleyen şahsı polisin anında yakaladığı ve çıkarıldığı savcılık veya nöbetçi mahkeme tarafından anında tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasının aynı akşamı bir başka kişiyi daha ağır şekilde yaralıyorsa...

 

Yine başka bir olayda ; polisin silahını gasp ettiği iddia edilen zanlının silahı polisin kafasına dayıyor ardından  serbest kalıyor ise,

 

Başka zaman aynı zanlı başka bir polisimizi  bıçakla yaralıyor ve serbest serbest kalıyor ise,

 

Yine aynı zanlı doktoru dövüp serbest kalıyor, olayı öğrenen Samsun Valisi'nin devreye girmesi sonrası ancak zanlı tutuklanıyor ise;

 

Kimse güvenlik güçlerini bu sistemde suçlayamaz...

 

Silahlı yaralamalarda zanlılar çıkarıldıkları adli mercilerin verdiği kararlardan dolayı olayı yapmasının hemen akabinde elini kolunu sallayarak sokaklara döndüğü bir sistemde, güvenlik kuvvetleri ne kadar önlem alırsa alsın silahlı olayların önüne geçmeleri mümkün değildir.

 

"Gazeteciler mesleğine ihanet ediyor" dedim yazının başında.

 

Gerçekten böyle midir?

 

Gazeteciler, Samsun'da iki günde bir cezaevine girip çıkıyorsa,

 

"Kim bu gazeteciler" denecektir.

 

Samsun'da örnek olarak Mehmet Yazıcı ve Ferhat Soy'un sırf yazdıkları yazılar yüzünden sürekli cezaevine atıldığı bir şehirde, Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı'nın Samsun ziyaretlerinde yaşanan bir skandalı hangi gazeteci haber yapabilir?

 

Olayı yazmadıkları için gazetecilerde suçlanamaz yani...

 

Yine bir gazeteci, gazetede yayınlanan bir köşe yazısını kaynak göstererek kendine ait internet haber sitesinde yayınladığı için 2,5 ay hapis cezasına çarptırıldı bu şehirde.

 

Tekerrürden ceza verilmesi nedeniyle 2,5 ay cezaevine girmesi gerekiyor ve gazetecinin Bölge İdare Mahkemesi'ne itirazda bulunduğunu biliyorum.

 

Bölge İdare Mahkemesi'nin kararı onaması durumunda gazeteci, gazetede yayınlanan haberi kaynak göstererek sırf internet haber sitesinde yayınladığı için cezaevine atılacak!

 

Silahla adam vuranların elini kolunu sallayarak gezdiği Samsun sokaklarında gazetecilerin "yazı yazdı" diye tutuklanarak cezaevine atıldığı bir şehirde gazeteciler nasıl haber yazabilsin ve asli görevleri olan kamuoyunu aydınlatma görevlerini nasıl icra etsinler?

 

Bu köşeyi kaleme alırken UYAP sistemine baktım ve hakkımda açılan 6 dava olduğunu gördüm.

 

Kimlerin şikayetiyle davaların açıldığına bakınca;

 

1- ‘Cumhur İttifakı ruhuna aykırı’ davrandıkları gerekçesiyle MHP Lideri Devlet Bahçeli tarafından görevden alınan MHP Samsun İl Başkanı Taner Tekin ile yardımcısı Ersu Malkoç'un şikayeti üzerine açılmış!

 

2- Yönettiği belediyeye sürekli çete ve FETÖ operasyonlarına maruz kaldığı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tekrar belediye başkan adayı gösterilmeyen Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı'nın şikayeti üzerine açılmış!

 

3- Cezaevinin içinde uyuşturucunun kol gezdiği ve uyuşturucu içenlerin cezaevi içerisinde başka bölüme nakli sırasında arbede yaşanması üzerine Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaşanan arbede yüzünden açıklama yapmak zorunda kaldığı ve bir gazetecinin cezaevinde darp edildiği iddia edilen cezaevinin müdürünün hakkımda bulunduğu şikayet nedeniyle,

 

Ne demişim, "Cezaevinde çeteler mi hüküm sürüyor?"

 

Uyuşturucunun kol gezdiği, gazetecinin darp edildiği cezaevi için başka hangi başlık atılır?

 

4-  Yine bu dava bir gazetecinin yapmış olduğu şikayet üzerine açılmış.

 

Kim bu gazeteci?

 

73 kişinin yargılandığı bir çetede bu gazeteci de yargılanmış ve çetenin deşifre edilmesi konusunda bizzat ifademe başvurulmuştu.

 

Bu gazeteci, gazetesinde sabah yayınlanacak olan köşe yazısı metni henüz baskıdayken bir çete lideri tarafından kendisine ait sosyal paylaşım sitesi hesabından gece yarısı paylaşmış olması, bu gazeteci ile çete lideri arasında ki organik bağının ispatı değil midir?

 

Yine aynı gazetecinin avukatı FETÖ imamı olduğu için tutuklu bulunan Av. Fevzi Cem Şenocak. Şenocak'ın tutuklanması için yine yargı ifademe başvurmuş, Çete ve FETÖ ile içli dışlı olan gazetecinin şikayeti, yargı eliyle beni cezalandırma gayreti midir?

 

5. – 6.-  Bir isim yüzünden hakkımda iki dava daha açılmış. Bu davaları da açan bir siyasetçi. İsmini yazmayacağım. Samsun'da milletvekilleri arasında vatandaş tarafından en fazla tepki gösterilen milletvekili!

 

Bu milletvekilinin avukatı da tutuklu bulunan Av. Fevzi Cem Şenocak. Şenocak'ın Fetö'yü övdüğü haberi de biz yazmıştık. Konuyla ilgili belgeler devletimizin elinde...

 

Hakkımda açılan davaları ve kimlerin açtıklarını görünce, bu sistemde hangi gazeteci kamuoyunu bilgilendirme görevini layıkıyla yapabilir?

 

Bu tablo incelendiğinde kimse ne kolluk kuvvetlerini, ne de gazetecileri suçlayamaz.

 

O zaman suçlu yargı sistemi mi?

 

Haşa! Bunu yazabilmek ne haddimize!..

 

Bir sonraki yazımda buluşmak umuduyla...

Kaynak: () - SAMSUN ETİK HABER Editör:
Etiketler: Bakan, Soylu'nun, Samsun'a, geldiği, gün, gazeteciye, silahlı, saldırı!,
Yorumlar
Haber Yazılımı