Haber Detayı
13 Mart 2019 - Çarşamba 11:15
 
BU AYAKLAR AYAK DEĞİL !
GÜNDEM Haberi
BU AYAKLAR AYAK DEĞİL !

Hep söylediğim bir şey var. Bu memleketin insan kaynağı sıkıntılı. Eline bir makam geçiren, yetkiye kavuşan anında yüzseksen derece dönüyor.

 

İstisnalar var tabi. Genellemeden ziyade durum tesbiti yapıyorum.

 

Siyasetin dışına çıkın ve etrafınızdakilerdeki değişimi bir gözleyin. Yürüyüşü bile degişiyor adamların...

 

Hırsızlık, yolsuzluk sadece devletin makamlarını işgal edenlerde, yahut devletle iş yapanlarda yok. Bu memlekette her gün vuku bulan hırsızlık, gasp ve dolandırıcılık vakalarının sayılarına bakın. Bu suçlardan hapishanelerde yatanların sayılarına bakın.

 

Herkesin tenezzül edeceği nokta farklı. Bin liraya tamah etmeyen adam, yüzbini görünce dayanamıyor. Yüz bine tamah etmeyen adam, bir milyonu görünce bütün dini ve ahlaki değerleri bir kenara bırakıyor. Türk sarışını beğenmeyen adam, Ukraynalı'yı görünce uçkuru çözüveriyor. Makamı eline geçiren adam, kaybetmemek için çirkefleşiyor. Güç odaklarına tabi olup düzenin bir parçası oluyor. Ya tabi olacak, ya da yok...

 

Üç kendine, bir millete...

 

Bir kendine, bir millete...

 

Bir kendine, üç millete hizmet eden var.

 

Sadece millete hizmet edenin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Geldiğimiz noktada bir kendine üç millete verenini bulduk mu "Ne dürüst adam" diyoruz. Hep millete diyen adama "mal" gözüyle bakılıyor maalesef...

 

Yarın o makamlara biz otursak kaçımız onlara benzemeyeceğiz. Konuşurken mangalda kül bırakmayanların sonra o makmlara geçtiğinde neler yaptığına şahidim ben. Aynı safta namaz kıldığım adamın vekil olunca parayla işe adam koyduğunu biliyorum.

 

Makama ve paraya kavuşunca işe hanımı değiştirmekle başlayanları, metresine ev dayayıp döşeyenleri gördüm ben.

 

20 yıl önce onbeş liralık reklam parasını veremeyen adam, belediye başkanı maaşıyla mı yaptı onlarca daireyi? Arsaların tapusunu akrabalarının üzerine yapınca arsalar "helal arsa" mı oluyor?

 

Okulda okurken cebinde simit parası olmayan arkadaşımın, imar müdürü olduktan sonra müteahhitliğe başlaması, beş yıl imar müdürlüğünden aldığı maaşla mümkün mü ?

 

Bir diğerinin sendika başkanı olduktan sonra hızla aldığı yolu değil otomobille, uçakla gitsen alamazsın.

 

Dindar olup olmamakla alakası yok bu işlerin, mesele ahlâk...

 

Esas üzücü olan bu. Dindar'ın sadece yasa korkusuyla değil, Allah korkusu ve dininin ahlak değerleriyle hareket etmesi gerekirken nefsine teslim olup dindar olmayanlar gibi davranması bize savunulacak taraf bırakmıyor.

 

Siz hiç, "Paraya sıkıştım evimi araba mı satıyorum" diyen birine "Satma... Al şu parayı ihtiyacını gör, elin rahatlayınca verirsin" diyen birini duydunuz mu ? Sıkıştığını duyduğumuzda değerinin yarısını verip "Kelepire aldım" deyip övünmüyor muyuz? Nerede vicdan?

 

Bazasını, emniyet kilidi kapalıyken kapatmaya çalışıp kırılan elli kuruşluk plastik aparat için "Kendi kendine oldu" deyip çoluk çocuğunun üzerine kırk yemin etmekten kaçınmaması daha büyükleri için neler yapabileceğinin işareti değil midir?

 

Aldığı koltuğu görümcesi beğenmedi diye değiştirmek için dikiş iplerini söken müdire hanımın yaptığı sahtekârlığı, görevi başındayken yapmayacağından emin olabilir miyiz?

 

Akıl hastası raporu olan babasının üstüne senet yapıp ürün alan ve sonrada borcu ödememek için "Hasta babama senet yapmışlar" diye savcılığa şikayet edip güya adalete sığınan  muhtarın yarın belediye başkanı seçildiğinde  belediyeyi dolandırmayacağına kefil olabilir miyiz?

 

İşinde daha iyi bir konum elde etmek için kendini müdürüne, patronuna peşkeş çekmekte mahsur görmeyen, yarın memleketi peşkeş çekmekte mahsur görür mü?

 

"Dedem öldü" diye işyerinden izin alıp sonra dedesi altı yıl önce ölmüş olan adamın hangi sözüne güvenebilirsiniz.

 

Evet... Adalet istiyoruz. Hak  hukuk gözetilsin istiyoruz. Çalınmasın, çırpılmasın istiyoruz. Ama bir çoğumuzun bunu samimi olarak istediğinden emin değilim. "Onlar götürüyor ben niye götüremiyorum?" kavgası gibime geliyor bir çoğumuzun feveranları. Aksi durum olsa neden doğduğumdan bu yana halâ aynı teraneleri konuşup duruyoruz acaba?

 

Belediye başkanı adayı, yahut encümen üyesi yapılmayınca partisine sövüp sayan, aday yapılanlara çamur atan adamın samimiyetine nasıl inanayım? Daha önce neden konuşmuyordun?

 

Nimete kavuşunca azanları gördüğüm gibi kavuşupta dönüp bakmayanlara da şahidim. Elbette samimi olarak feryat edenler var. Ama onların sesi kısık çıkıyor.

 

Kendimi kandıramam. "Ben yapmam" diye ahkam kesmiyorum. Yarın ben de nimete kavuşursam nasıl hareket ederim emin değilim. Esas imtihan orada başlıyor. Belki de Rabbimin sevgili kuluyum başka imtihanların yanında beni bir de makamla ve parayla imtihan etmediği için.

 

Buradan kimse birilerini aklamak istediğim sonucunu çıkarmasın. Başta yazdığım gibi,  durum tespiti yapıyorum. "Balık baştan kokar" derler ama ayaklardan da hiç iyi kokular gelmiyor yani.

 

Yüz yıl önce camiye giderken esnafın dükkanlarını kapatmadığı bir durumdan, her tarafın güvenlik kameralarıyla gözetlendiği bir duruma gelmiş olmamızı dert etmeyeyim mi?

 

Ne bu gidiş iyi bir gidiş, ne de "Benim sütüm daha beyaz" ayakları iyi bir ayak... Kokuşmuş bir haldeyiz hepimiz.

Kaynak: () - SAMSUN ETİK HABER Editör:
Etiketler: BU, AYAKLAR, AYAK, DEĞİL, !,
Yorumlar
Haber Yazılımı