Haber Detayı
11 Haziran 2019 - Salı 09:09
 
Edepsiz Siyaset
GÜNDEM Haberi
Edepsiz Siyaset

Edep, siyasetsiz olur da; siyaset edepsiz olamaz.

 

Edeple alakalı Türk edebiyatına şöyle bir baktığımızda birçok söz ve beyte rastlayabiliriz.

 

Bebekliğimizde kavramaya başladığımız andan, son öğrenime kadar, aileden ve sosyal çevreden aldığımız edep kültürü, ömrümüzün kalan kısmında bizim toplumda nerede olduğumuzu, nasıl anılacağımızı belirliyor.

 

Peki, edepsizlik yapanlara baktığımızda, sizce bunlar bu sözlerden bihaber midir? Bu sorunun cevabını, Yunus’un Kuddise Sirruh sözüyle verelim; “İlim meclislisinde aradım, kıldım talep; ilim geride kaldı illa edep, illa edep.”

 

O yüzden şu söz bana çok manidar geldi; “İnsanoğlunun saçmalama seviyesinin sınırı yoktur. Bu yüzden bu seviyeyi asla küçümsemeyin.” Peki, sizce her seviyesizce yapılan bir edepsizlik neden yapılıyor? Bakalım…

 

Son yıllarda, siyaset, sanat ve spor camiasına baktığımızda edep seviyesinin ne kadar ayaklar altında süründüğünü görmekteyiz. Siyasette oluşan rekabet ortamında, taraflar arasında yapılan algı çalışmaları, dezenformasyon, manipülasyon, iftiralar ve provokatif eylemler hiç de hoş karşılanmayacak şekilde sergilenmektedir.

 

Bununla alakalı, yabancı toplum mühendisleri, sosyal dokuyu çözdükten sonra, o coğrafyada yaşayan, baktığında ne görmesi gerektiğini, duyduğundan ne anlaması gerektiğini bilemeyen, küçük bir çöp gözünün önüne dayandığında koca bir ormanın görüntüsünün kaybolduğunu fark edemeyen halkı, manipülasyonlar üreterek yönlendiriyorlar.

 

Ne acıdır ki; bunca zaman yaşanılan büyük badirelerden ders hala alamıyoruz.

 

Yabancı güçlerin; Abdulaziz Han gitsin her şey güzel olacak, Abdulhamit Han gitsin her şey güzel olacak, Menderes gitsin her şey güzel olacak, Özal gitsin her şey güzel olacak, Erdoğan gitsin her şey güzel olacak dayatmaları günümüze kadar geldi. Bunca zaman gidenler gitti, suikastler yapıldı hala “Her şey maalesef güzel” olmadı. Bir türlü emperyalistlerin istediği mankurt sistem kurulamadı.

 

Şimdilerde, binlerce tır silahla güneyde, 200’den fazla gemi Doğu Akdenizde, suyun altında olanın sayısı belli değil, Romanya’da Abd uçak filosu, Ege adalarında İsrail füzeleri, içimizde hainler bu mücadelede konuşlanmış vaziyette. Buna rağmen, hala S 400 füzelerinin gereksizliğini tartışan bir milletiz. Tarih boyunca hiçbir ülkeye, bu kadar kolektif bir taarruz yapılmamış. En son, Osmanlıya yapılmıştı, şimdi yine Osmanlı bakiyesine yapılıyor.

 

Peki, bu kadar somut, bu kadar barbarca yapılan bu eylemleri görememek sizce neden?

 

Yoksa sırf iktidar değişsin birleri gidecek, birileri gelecek diye mi anlamazlıktan geliyoruz?

 

Irak’ta, Libya’da Abd’ye yardım eden halka hiç de teşekkür edilmedi. Kadınlara, kızlara tecavüz edildi, itiraz edenler hunharca öldürüldü, bütün mal varlıkları yağmalandı. Güya demokrasi getireceklerdi, özgürlüklerine kavuşacaktı halk. Baharı yaşayanlar şu an ya sefaleti yaşıyor, ya ölmüş mezarı bile belli değil, ya organ mafyasının eline düşmüş, kadınlar-kızlar Conilerin tecavüzden olma bebeklerini emzirip büyütüyorlar.

 

Demek ki; bunca yapılan seviyesizliğin sebebi neymiş. Bu iktidar gitsin de ne olursa olsun. Keşke bu iktidar gittiğinde, iktidar; şu an ki muhalefet olsa. Zaten muhalefetin öyle bir derdi yok. Bunu talep edenlerinde amacı o değil. Bu sefer ki parçalanmak, bir başka bir parçalanmak.

 

Çünkü her zaman söylenen bir söz var; “Alahü Tealanın da bir hesabı var”, “Kaderin üstünde de bir kader var.” Allahü Teâlâ dilemedikçe, bu vatan bir daha parçalanamaz. Yeter ki gayreti ilahiye dokunacak şekilde eylemler yapmayalım.  Onlar ne yaparsa yapsın biz sadece Yaratana havale edelim, kendi içimizde bölünmeyelim.

 

Bir bilge ölüm döşeğinde bütün evlatlarını toplar ve son nasihatini yapar. Büyük oğluna, duvarda asılı olan ve içinde bir düzüne ok olan kabın eline almasını ve okları bütün halinde kırmasını ister. Oğul babasının isteğini yerine getirmeye çalışır ama kıramaz. Sonra içinden bir ok çıkarmasını ve kırmasını ister. Ok tek haldeyken çok kolay kırılır.

 

Baba; birlik ve beraberliğin gücünü göstermiş ve kendilerinin de parçalandıklarında çok kolay yok olacaklarını anlatan güzel bir ders vermişti.

 

Biz de parçalanmaz, dik durursak bütün dünya bir olsa da parçalayamaz. Bir bir ayrılırsak, kendi içimizde bile parçalanır yok oluruz.

Kaynak: () - SAMSUN ETİK HABER Editör:
Etiketler: Edepsiz, Siyaset,
Yorumlar
Haber Yazılımı