Haber Detayı
13 Şubat 2020 - Perşembe 07:55
 
Müslümanların Hâl-i Pürmelali…
GÜNDEM Haberi
Müslümanların Hâl-i Pürmelali…

Ocak ayının sonlarında umreye niyetlendim. Kısmet oldu; gittim.

 

Genelde ibadetler konusunda konuşmamayı-yazmamayı tercih ederim. “Herkesin günahı-sevabı kendisine inancındayım.”

 

Ve ben, ilke/kabul olarak Kabe’nin, Dünya’daki en yüksek makam olduğuna inanıyor/kabul ediyorum.

 

İnanıyorum ki, tüm Müslümanlar için de aynı değerde olması gerekir.

 

Ama….

 

Her ne hikmetse, “iki paralık” dünyevi makamlara çıkarken, kılık-kıyafet-temizlik-traş konularına dikkat eden bizim Müslümanlar, kutsal topraklara gittiklerinde, dağınık-kirli-pasaklı olmayı “daha Müslümanca bir tutum” kabul ediyorlar.

 

Yoo… Hiç kimse öyle palavradan “dindarlık” taslamasın.

 

Temizlik bizim dinimizin gereğidir.  Hac ve umrede traş olunmaması şartı sadece ihramlı olunan sürece geçerlidir. O da Hac’da en fazla üç gün, Umre’de 24 saati geçmez.  O sürede kıl bile koparmamak gerekir. “Say”dan sonra saçlar traş edilerek ihramdan çıkılır; Normal kıyafet giyilir.

 

Bizim Müslümanların durumu da, ihramdan çıktıktan sonra görülür.

 

En gıcık kaptıklarım ise, sakal bırakıp entari giyenlerdir. Müslümanlığı kıla-tüye indirgeyenler.. O açıdan bakılacak olursa, dağ-bayır gezen çakıldaklı tekeler “en derin Müslüman” olması gerek..

 

Suratta bir çember sakal; üstlerinde Arabın entarisi, kafaya da kırmızı küçük kareli bez-üzerinde iki sıra kara çember, ayakta en adisinden terlikler…

 

Evet yanılmadınız…. Bu pejmürdelikle Mescid-i Haram’a (Kabe’ye) ziyarete gidiyor.

 

Bunu yapanlar sadece ziyarete (Hac-Umre) gidenler değil. Diyanetin görevlilerinin çoğu da aynı durumda…

 

İşin bir diğer yönü ise…Entarinin altına giydikleri iç kıyafet. Adam entariyi giymiş; altında kısa paçalı don. Kabe’ye karşı oturmuş; dizlerini dikmiş. Baldır-bacak meydanda.

 

Tavaf ve Say derseniz: Müslümanlar için içler acısı; hatta yüz karası.. Birbirlerine saygı-kul hakkı sözden ibaret. (Ayağımdaki yara hala kapanmadı.)

 

Hitam’da namaz kılmak, Kabe’ye el-yüz sürmek, Hacer-ül Esved’de dokunmak isteyenler birbirlerini çiğnemek noktasındalar. O kalabalıkta düşenin vay haline.. Dizi yere değenin kalkabilmesi, mucizelere bağlı… Tünel-Mina-Arafat-Şeytan taşlamalarda olan izdiham ve faciaların bir örneği her an Kabe’de olabilir.

 

Kabe’nin mimari durumuna gelince….

 

En son 2016’da gitmiştim. O zamandan bu yana inşaat bitmemiş. Halen içerde-dışarda devam ediyor. Mescid-i Haram’a girseniz bile, iyice yaklaşana kadar Kabe’yi göremiyorsunuz.

 

Etraftaki otellere gelince….

 

Hepsi Kabe’ye tepeden bakıyor…

 

Ve Hac-Umre Araplar için artık bir ticaret olmuş. Onlar için varsa-yoksa para..

 

En acısı da ne biliyor musunuz?

 

Gezdiğimiz her yerde aşağılanan Türklük… Parasını vererek kaldığımız otelde bile önce Araplara yemek veriliyordu. (Bu sözlerim özellikle Suudiler içindir)

 

Gelelim bu yazıyı yazmamın sebebine gelince…

 

Gittiğimizin ikinci günü takım-elbise-kravatla Kabe’yi tavafa gittim. (Veda tavafına da aynı kıyafetle gittim.)

 

Ben, Kutsal Topraklara gittiğimde ibadetin gereği ihramlı olduğum zamanların dışında, Müslüman-Türk olduğumu ve gittiğim yerin Dünya’daki en yüce makam olduğunu hiç unutmam.

 

Dahası, taşıdığım kimlikle örnek olmam gerektiğine inanırım.

 

O kıyafetle çekindiğim bir resmi facebook’a koymuştum.

 

Eleştirenler oldu.

 

Canları sağ olsun.

 

Ama bilsinler ki… Onlar evlerine elektrik-su bağlatmaya giderken bile üstlerine başlarına çeki düzen verirler… Öte yandan, Kabe’yi ziyarete giderken pejmürdeliği meziyyet ve/veya Müslümanlık sayar.

 

Kimin ne dediği zerre kadar önemli değil…

 

Herşeyin sahibi, herşeyi bilendir.

 

Nokta….

Kaynak: () - SAMSUN ETİK HABER Editör:
Etiketler: Müslümanların, Hâl-i, Pürmelali…,
Yorumlar
Haber Yazılımı