Haber Detayı
18 Aralık 2018 - Salı 10:26
 
NEDEN KAYIPDAYIZ?
GÜNDEM Haberi
NEDEN KAYIPDAYIZ?

"Üstte gök çökmese, altta yer delinmese, Türk milleti; ilini, töreni kim bozabilir!" diyordu Bilge Kağan. Peki gök mü çöktü, alta yer mi delindi de, biz yüz yıldır, başlıya baş eğdiremez, dizliye diz çöktüremez olduk?

 

Yaptığı savaşlardan galibiyetle ayrılmadan önce, havaya kaldırdığı, zalimlerin kanlarının süzüldüğü kılıcının, güneşin verdiği ışıkla göz kamaştıran ve ardından "Üstte Tanrı, altta yer bahşettiği için" diyerek muzafferiyetinin Allah'tan geldiğini haykırmış ve keskin gözleriyle nefes alıp verdiği müddetçe kızıl elmayı aramış. Dedelerimiz. Evet Türklerden yani atalarımızdan, dedelerimizden bahsediyorum. 751 Talas Savaşı evvelinde İslâmiyetle müşerref olanlar ve sonrasında kitleler halinde. Gazneliler, Selçuklular vesaire nihayetinde Osmanlılar.

 

Bazı budalalar, 'Türkler Müslüman olduktan sonra uyuşmuşlar' deme gafletine düşmüşler. Kendi uyuşukluklarının, basiretsizliklerinin üstünü örtmeye kalkmışlar.Sultan Süleyman Asker kışlalarını ziyaret eder, askerlerle şerbet içerdi. Ardından boş bardakları altınla doldurup askerlerine 'Kızıl Elma'da görüşürüz derdi. Askerde bu kelâma mukabil "Destiye kurşun atar, keçeye kılıç çalar, Kızılelma’ya dek gideriz" derlerdi.

 

Bugün ömrünün yaklaşık 3 de 1'ini okulda harcayan Anadolu evlatları, neden mazlumlara zulm eden, küfrü, birleştirdikleri milletlerle dünyaya haykıran, insanların zihin, fikir ve imanına tecavüz edenlere karşı kılıç çekmiyor? Sorduk ya, gök mü çöktü, yer mi delindi? Biz ne kaybettik? Kalplerimizi mi mühürlediler? Evet, belki de bu soruları kendimize ilk defa soruyoruz. Çünkü ömrümüzün ilk devresini, birinci derste, ilk insanların mağaralarda yaşadığını, ikinci derste ise ilk insanın Adem 'aleyhisselam' olduğunu öğrenmekle tükettik. Tek sebebi bu değil fakat en aşikâr sebep budur! İkinci devrede ev-iş arası seyahat ettik ve son devrede kendimizi namaza niyaza adadık! Anlaşılıyor ki, İslamiyetle değil, Yeni Dünya Nizamıyla uyuştuk, uyuşturulduk.

 

Ve yine bugün birleşmiş milletler âzâsı (üyesi)  ülkelerdeki bürokratlar bütün insanların bir olduklarını, dil, din, ırk, mezhep farkı gözetmeksizin herkesin hayat hakkı olduğu görüşünde. Fakat konu Arakan, Filistin, Irak, Suriye ve nicelerine geldiği zaman ses çıkartmıyor ve sırtımızı döndüğümüz zaman bıyık altı gülüyorlar. Evet, bizlere, yani asırlarca zalimlere diz çöktürmüş Türklere gülüyorlar. Sebeb? Sebeb açık. "Asırlarca cihana hükmetmiş ecdadın torunları bugün bizden medet umuyorlar" diyorlar. Haklılarda!

 

Beklenti!

 

Bugün muhtelif yerle de zulm gören Müslümanlar bir beklenti içerisindeler. Bazı işler yavaş yavaş rayına oturdu. Bu mazlumlar Osmanlı pasaportuna şapka çıkarıldığı günleri özlüyorlar. Savaştan, kaostan kaçanlar bize sığınıyorlar. Peki bizde de bir kaos oldu. Bazı Müslüman olduğunu iddia eden papazlar üzerimize çullanmak üzereydi. Biz neden gitmedik? Gitmedik çünkü hala aynı mayayı taşıyoruz. Bir zamanlar Hacı Bayram ile Akşemsettin ile daha niceleriyle mayalanan bu millet bu yüzyılda da Seyyid Abdülhakim Arvasi ile ve onun Mübarek talebeleriyle mayalandı "Rahmetullahi aleyhi ecma'in". İnşaallah dinî ve millî bilgilerimizi onların 'latîf, benzeri bulunmayan, belki de ileri de bir benzeri yazılamayacak olan' eserlerinden alırız.

 

Kendimizden Beklenti

 

Evet bizden beklenileni anlattık, kendimizden beklenileni de! Kendini Türk-İslâm dairesinin içinde olduğunu düşünen her fert tefekkür etmeli. Bu devran böyle gitmez! 40 çeride çıkar 1 Kürşad'da, 1 Fatih'de, 1 Kanuni, 1 Yavuz ve daha niceleri...

 

Bizi yükselten, dinimize karşı duyduğumuz büyük aşktır!

        

Denildimi bir yerin adına Türk beldesi;

 

Gözüm al bayrak arar, kulağım ezan sesi.

Kaynak: () - SAMSUN ETİK HABER Editör:
Etiketler: NEDEN, KAYIPDAYIZ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı