Haber Detayı
12 Şubat 2020 - Çarşamba 08:20
 
Yine Kayınpeder yine tecavüze uğrayan gelin
Samsun'da üst üste kayınpederin gelinlerine tecavüz ettikleri iddiaları gündemi meşgul ederken, psikolog Gamze Sırmalı Karabulut ensest ilişkilerdeki artış ve kadına yönelik şiddetin artışlarındaki ana nedenleri açıkladı.
GÜNDEM Haberi
Yine Kayınpeder yine tecavüze uğrayan gelin

Samsun'un Kavak İlçesi'nde yurdışında çalışan oğlunun eşine defalarca zorla tecavüz ettiği iddia edilen kayınpederin soruşturması Kavak Cumhuriyet Başsavcılığı'nda devam ederken, tecavüze uğradığını öne süren 3 kız çocuğu olan gelin için devlet koruma tedbiri uygulamaya başlattı. Samsun'un Kavak İlçesinde bu iddialar gündeme gelirken bir kayınpeder daha öz oğlunun eşine tecavüz ettiği iddiasıyla Samsun'da tutuklandı.

 

Son yaşanan kayınpeder vakası iddialara göre şöyle gelişti: Samsun'un Tekkeköy ilçesinde çocuklarıyla birlikte yaşayan babanın eşinin vefat etmesi üzerine 6 yıl önce Bursa'ya taşınır. Bursa'da oğlunu evlendirdikten sonra gelini ve oğluyla aynı evde yaşamaya başlar. Daha sonra oğlunun bir erkek çocuğu dünyaya gelir. Baba Samsun'a döner ve yeni bir evlilik yapar. Aradan 5 yıl geçtikten sonra gelin oğlunun gerçek babasının kayınpederi olduğu iddiasıyla suç duyurusunda bulunur. Yapılan DNA testleri sonucu 5 yaşındaki çocuğun gerçek babası kayınpeder çıkar ve kayınpeder tutuklu yargılanarak Samsun Kapalı Cezaevine konulur.

 

Aile içi cinsel istismar "Ensest" ilişkilerdeki ve kadına yönelik şiddetin son yıllarda hızla artmasının nedenleri konusunda Psikolog Gamze Sırmalı Karabulut çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kadın ve çocuk istismar olgusu toplumun her döneminde var olmuş ve olmaya da devam edecek gibi görünen bir toplumsal olgu olduğuna vurgu yapan Karabulut, "Bundan binlerce yıl öncesine dayanan araştırmalar kadın mumyaların bedenlerindeki kırıkların erkeklerinkine oranla daha fazla olduğunu gösteriyor. Bu da güçsüz olarak görülen kadınların şiddete yıllar öncesinden maruz kaldığını göstermektedir. Yine çocuklar da her dönem şiddete maruz kalmaktadır" dedi.

 

 

Kadınlara ve çocuklara fiziksel, cinsel ya da psikolojik zarar verebilecek veya onların acı çekmesine yol açabilecek davranışlara istismar denildiğine vurgu yapan Karabulut, "Çocuklara yönelik Fiziksel  istismar, cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmal  istismar türleridir. Çocukların, bir yetişkin tarafından; cinsel uyarı ve tatmin için kullanılmaları, fuhuşa zorlanmaları, pornografi gibi suçlarda cinsel obje olarak kullanılmaları cinsel istismar olarak tanımlanabilmektedir. Anne-baba yakınlığına ve otoritesine sahip bir yetişkinle, bir çocuk veya ergen arasındaki her çeşit cinsel ilişki ENSEST olarak tanımlanmaktadır. Ensest hukuk, psikoloji ve genetik gibi alanlarda farklı tanımlanır. En genel anlamıyla aralarında kan bağı bulunan veya bulunmayan, evlenmelerinin yasak olduğu bilinen akrabalar ile öz veya üvey ayrımı yapmaksızın ebeveynlik ilişkisi bulunanlar arasındaki her türlü cinsel eylem olarak tanımlamak mümkün olmaktadır" diye konuştu.

 

 

Ensest vakaları çoğunlukla gizli tutulduğu ve bildirilmediği için gerçek oranlar bilinmiyor ancak Türkiye’de yapılan araştırma bulguları dikkat çekici olduğunun altını çizen Karabulut, "Ensest saldırganlarının 57'sini öz babalar, 4'ünü öz ağabeyler, 13'ünü yakın akrabalar, 26'sını ise ikinci dereceden akrabalar oluşturuyor. Yasal başvuruda bulunmuş, mahkemesi sonuçlanmış ya da süren vakalarda ise saldırganların 39'unu öz baba, 15'ini öz ağabey, 17'sini yakın akraba, 28'ini ise uzak akrabalar oluşturmaktadır" diye belirtti.

 

Ensest ilişkilerde her yaştan kız ve erkek çocukları tecavüze ve tacize maruz kaldığına değinen Karabulut, "Türkiye’de yapılan bir araştırmada ileri yaşta ortaya çıkan ensest vakaları çocukluktan başlayan tacizler ve tecavüzlerin geç yaşta dışavurumunun fazla olduğunu gösterse de ilk kez ileri yaşta başlayan vakalar olduğunu göstermektedir. Ensest saldırganı prototipini çıkarmanın ise mümkün olmadığı görülüyor. Genellikle baba-kız ,baba-oğul arasındaki ensest vakaları çok görülse de  dede, ağabey, amca, dayı, gibi erkek akrabalar da görülmektedir. Ortak özellikleri ise otorite sahibi erkekler olması. ensest saldırganları sosyo kültürel açıdan benzer gruplar olmayabiliyor. Çoğunlukla düşük kültürel seviyeye sahip saldırganların fazlaca ortaya çıkması entelektüel düzeyi, ekonomik düzeyi yüksek ailelerin bu durumu kendi içlerinde daha gizli tutmalarıyla çünkü duyulduğu takdirde kayıplarının daha fazla olacağıyla ilişkilendirilebilir" diye kaydetti.

 

Enseste her aile ortamında rastlanabilir ancak bazı aile ortamındaki olumsuz koşullar cinsel istismar olasılığını artırabildiğine değinen Karabulut, "Mesela çocuğun temel bakımı, duygusal ihtiyaçları ihmal edilmişse, özellikle anne pasif veya mental olarak geriyse, baba alkolik ya da madde bağımlısıysa, fiziksel veya ruhsal bir sıkıntısı varsa, ailede yüksek oranda suç işleme varsa, aile içindeki çocuklar arasında  cinsiyet ayrımcılığı varsa, aile içi şiddet yoğun olarak varsa… ya da sosyal izolasyonun olduğu aile yapısında görülme olasılığı fazladır" dedi.

 

Ensest vakalarının neden gizli kaldığına değinen Karabulut, "Eğer mağdur olan küçük bir çocuksa öncelikle yapılanın yanlış olduğunu kavrayamayabilir.  Çocuk güvenli- iyi niyetli dokunuşu ayırt edemeyebilir ve normalleştirebilir. Evlilik sorunları için gelen bir çiftin bireysel görüşmeleri sırasında erkeğin 8 yaşından itibaren teyzesi tarafından cinsel istismara uğradığı öyküsü. Çok küçüktüm ve beni çok seviyor diye düşünebiliyor mesela. Kişinin kendini suçlu olarak görmesi de adli makamlara bildirilmeyen ensest vakalarının nedenleri arasında. Kişi sadece kendi başına geldiğini düşünebilir ya da yanlış davranışları sonucunda bunun başına geldiğini düşündüğü için de susabilir" diye belirtti.

 

Ensest vakalarının gizli kalmasında en önemli nedenin tacizciden -ensest saldırganından ve tehditlerinden kadının veya çocuğun korktuğu için gün yüzüne çıkamadığını hatırlatan Karabulut, "Aynı şeyleri başkalarına da yapmakla tehdit edenler, başkalarıyla paylaştığında öldürüleceğinden korkanlar, aile bireylerini öldüreceğini söyleyen saldırganlar da paylaşılmasını engelliyor. Toplumsal baskı da bizim en büyük sorunlarımızdan. Mağdurlar yaşadıklarını dillendirdiğinde toplum tarafından dışlanmaktan, etiketlenmekten, insanların gözünde olumsuz bir imaj çizeceklerinden bazen ailelerinin düşeceği pozisyondan rahatsız olacakları için de susmayı tercih ediyorlar" diye konuştu.

 

Annenin çaresiz kalma durumunu da göz önünde bulundurmak gerektiğini hatırlatan Karabulut, "Hiçbir ekonomik güvencesi olmayan anne karşısına alacağı güçlü eş ya da oğul rolüne karşı sağlam duramayabiliyor. Yine değindiğimiz diğer cinsiyet ayrımcılığına bağlı olarak oğlunu korumaya çalışabiliyor. Ensest hemen hemen her toplumda var olan bir sorundur. Asıl problem bu durumun gizli kalmasıdır. Gizli kaldığı sürece de istismar yıllarca devam etmektedir. Özellikle Türkiye gibi aile merkezli toplumlarda aile içi ilişkilere müdahale olarak algılandığı için dışarıdan birinin destek amaçlı  müdahalesi zorlaşmaktadır" diye kaydetti.

 

Ensest İlişkinin sonuçları hakkında bilgiler veren Karabulut, "Cinsel saldırıya uğrayan kişi cinsellikle ilgili konulara aşırı ilgi duyabilir ya da tamamen soğukluk hissedebilir. Özellikle aile danışmanlıklarındaki cinsel sorunların bir çoğunda geçmişte yaşanmış olan cinsel istismar öyküsünün olması bununla açıklanabilir. Kişinin psikolojik desteğe ihtiyaç duyması, ağlama nöbetleri, uyku  sorunlarıyla karşı karşıya kalması da olası sonuçlardır. Küçük çocuklar daha yalnız izole bir hayatı tercih ederken ; öfke, korku, suçluluk duygularıyla çökkün bir ruh haline bürünebilir. Sosyal ortamlardan olduğunca uzaklaşmaya çalışması, aşırı sinirlilik hali de gözlenmektedir" diye belirtti.

 

Ergenler ve yetişkinlerde bu durum okul başarısızlığı, kendine saygı duymama, depresyona neden olabilir hatta intiharla dahi sonuçlanabildiğinin altını çizen Karabulut, "Kişinin istismara uğradığını itiraf etmesi her zaman kolay değildir. Bunun için aile büyüklerinin tutumları ve davranışları önemlidir. Suçlamadan, her cümlesini hassasiyetle dinlemek önemlidir. Çünkü kendisi konuşurken rahat htiği kişilere bunu daha rahat açabilir. Suçlayıcı cümleler kurmadan ve aile bireylerinin de bu şekilde yaklaşması sağlanmalı. Cinsel saldırının hastalık değil, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen bir suç olduğu unutulmamalıdır. Cinsel saldırı suçlarının, sadece cinselliğe indirgenmesi ve tıbbileştirilmesi saldırganı masumlaştırmak dışında bir şey değildir. Her cinsel saldırı suçlusunun ruh hastası, alkolik, pedofil serseri tipleri olduğunu düşünmek doğru değildir. Saldırganların çoğu doğru ve yanlışı ayırt edebilme kapasitesine sahip bireyler olduğunu unutmamak lazım.

 

Cinsel istismar her yaşta travmatik olmakla birlikte, bu olaydan sadece mağdurlar değil, mağdurların yakın çevreleri de etkilenmektedir.özellikle ensest durumunda kişi ile birlikte tüm aile fertleri etkilenmekte hatta aile yapısı değişmek zorunda kalmaktadır" diye konuştu.

 

Karabulut, "Cinsel istismara uğrayanların yaralarını sarmak için , olumsuz ruhsal etkilerin önlenmesine yönelik kapsamlı çalışmalara ihtiyaç vardır. Bununla birlikte sağlık çalışanlarının ve eğitimcilerin de cinsel istismar açısından eğitimli olmaları, ebeveynlerin bilinçli olmaları, sahip oldukları çocuk ve ergenlere cinsel eğitim vermeleri cinsel istismardan korunma ve istismarın erken tanınıp, tedavi edilebilmesi açısından son derece önemlidir" şeklinde konuştu.

Kaynak: () - SAMSUN ETİK HABER Editör:
Etiketler: Yine, Kayınpeder, yine, tecavüze, uğrayan, gelin,
Yorumlar
Haber Yazılımı