Yazı Detayı
12 Mart 2019 - Salı 11:50
 
CUMHURİYET DEMOKRASİ Mİ?
Mehmed Hekimoğlu
 
 

Çoğuna Osmanlı'da Demokrasi veya İslam Hukuku'nda demokrasi yahut İslâmiyet'te demokrasi denildiği zaman şaşkınlıkla karşılamaktadır.

 

Demokrasi, Antik Yunan'da az bir zaman tatbik edilmiş filozoflarında pek içine sinmemiş bir sistemdir. Daha doğrusu halk tarafından seçilmiş liderlik sistemi içlerine sinmemiş. Çünkü demagoji ve laf kalabalığıyla halkın bir aday tarafından istediği yere sürüklenmesi mevzu bahistir. Oligarşi, yani belli bir zümrenin iktidarı seçme taraftarıdırlar.

 

Demokrasi ve Cumhuriyeti birbiriyle karıştırmamalıdır. Zira demokrasi hükümet rejimi iken Cumhuriyet devlet sistemidir. Bugün Krallık ile idare edilen İngiltere, Danimarka, Norveç, İsveç, Hollanda gibi ülkelerde demokrasi hat safhadadır.Orta Doğu, Asya, Afrika gibi bölgelerde Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde demokrasi mevzu bahis bile değildir.

 

Türkler Müslüman olduktan sonra İslâmiyet'e uymayan örflerini terk etmişler uyanları ise devam ettirmişler. En büyük misal Kağan, Hakan, Han, Sultan, Padişah gibi devlet reisliğidir. Buna kut anlayışı da denir. Yani devlet yönetme yetkisi Allah tarafından o devletin hakanına verilmiştir.

 

Bizim memleketimizde demokrasi zannedildiği kadar yeni değildir. Demokrasiye ne zaman geçildi diye sorulsa 1945'de zannedilir. Çok partili hayata geçiştir zira. Fakat 1840'da Osmanlı Devleti'nde demokrasiye rastlamak mümkündür. Bu mahalli demokrasidir. İl, ilçe gibi yerlerde memleket meclisleri bulunur. Bu meclisin azaları (üyeleri) halk tarafından seçilir. Enteresandır ki bu azaların yarısı müslim yarısı gayrı müslimdir. Böyle bir demokrasi şimdi bile yok gibidir ki o devirde Avrupa'da azınlıkların söz hakları bile yok gibiydi. Bugün bile varlığını devam ettiren bu meclisler Osmanlı Devleti'nden kalmadır. 1876-1909 da demokrasiye misaldir.

 

Dört halife dönemine bakıldığı zaman Hz Ebu Bekir gibi seçimle başa gelme uygulamasına rastlamak mümkündür.  Zaten dört halifenin veya Eshab-ı Kiramın uygulamalarına itibar edilir. Bunların arasında veliaht bırakma, devlet reisi seçimi için bir heyete salahiyet verilmesi veya makamın boş olması durumunda zorla kendisini o makama tayin ettirmesi zaruret halinde meşru görülmüştür.

 

1925'de Meclis Takrir-i Sükûn Kanunuyla demokrasiye ara vermiş, dibe vuran ekonomiyi Amerika'dan demokrasi şartıyla maddi yardım alarak bu verdiği aradan 1945 yılında geri dönmüş ve demokrasiye razı olmuştur. Fakat bunun sonucunda CHP bir daha geri gelmemek üzere iktidarı elinden kaçırmıştır.

 

Memleketimizde demokrasinin böyle bir serüveni varken muhafazakâr partilerin iktidar olması gayet tabiidir. Demokrasilerde muktedirler halk adına karar alırlar. Nitekim Arapça ezan yasağının kaldırılması türban probleminin ortadan kalkması gibi uygulamalar halkın isteği yönündedir.

 

Mamafih herkesin istediği hayat tarzını benimsemesi, istediği partiye oy vermesi, istediğine inanması Osmanlı'dan kalan bir gelenek olduğu inkar edilemez.

 
Etiketler: CUMHURİYET, DEMOKRASİ, Mİ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı