Yazı Detayı
05 Eylül 2018 - Çarşamba 21:54
 
E-Devlette soy ağacı
Cem Çalışıcı
 
 

Aslında hiç merak etmedim değil atalarımı. Büyüklerimin anlattığına göre Tokat'ın Niksar kazası Bohçaarmut köyünden Öksüz oğullarından Nuh ile Abbas adında iki kardeş gelmiş. Bohçaarmut şimdinin Bozcaarmut kasabası. Yaptığım hesaplamalara göre takriben 1800'lerin başında. Nüfus müdürlüğünde yaptığım araştırmaya göre en eski dedem 1853 doğumlu. Baba adı Nuh, gelinen havali Alevi nüfusun olduğu bir bölge. Oradan bir Kızılbaşlık kalmış üzerimizde. Lakin bildiğim, yetiştiğim bütün büyüklerim Sünni dairede yaşamış kişilerdi. Bu arada bu sene ev aldığım, mübadeleden hemen evvel Müslüman olmuş Rum, müteahhit bir ailenin şirket temsilcisi akraba olduğumuzu söyledi, mamafih ben çıkartamadım. Olsa ne yazar ki? Korkmayın soyunuzda ne yazarsa yazsın siz Türküm diyorsanız bitmiştir olay. Şimdi aziz devletimiz bir hizmet yapmış, e devlette kişiler üst dedelerini 1840'lara kadar bulabiliyor. Daha eskisi ise maalesef namevcut. Bir yere kıçımızı koyup oturmasını bilememişiz ki. Oradan oraya. Buna hangi kayıt dayanır. Bozulus Türkmenleri 16. asırda kışları Halep'e iner yazın Gürcistan yaylalarına kadar uzanırmış. Adeta kaç bin senelik Türk tarihinin özeti. Yani oldukça zor dedenin dedesinin dedesi, silsileyi 300-400 sene evveline kadar götürmek. Araplar'da cahiliye döneminde ensâb ilmi yani nesep ilmi önemliydi. Birbirlerine nesepleri ile övünürler, atışmalarında falanın filanın oğluyum diyerek şecerelerini dökerlerdi ortaya. Meydan okurlardı. Sonrada eller kılıçlara giderdi. İslamiyet soy ile övünmeği yasaklamıştır. Üstünlük ancak takva iledir diyerek noktayı koymuştur. Avrupa'da Hıristiyan dünyada Papaz, yeni dünyaya gelen çocuğu vaftiz ederek kilise defterine annesinin ve babasının adınıda dahil kaydederdi. Böylece bugün bile Avrupa'da kişi soylarını bu deftere bakarak 1000 sene evveline kadar götürebilirler. Bunun için araştırma şirketleri bile kurmuşlardır. Biz de ise böyle bir hadise yok. Nesebi ile övünme Türklerde hiç olmadı. Hem coğrafi şartlar da buna müsait değildi. 1500 senede 3000 km ötede devlet kuran, kurdukları devlet sürekli taciz edilip halkı oradan oraya göç eden, istilaya uğrayan bir devletde bu mümkün olmaz. Değil mi ki Bilge Kağan, kardeşi Kültigin kitabesinde ''Kişi oğlu ölmek için yaratılmıştır.'' diyerek bütün zamanların en acımasız hakikatini yüzlere vurmuştur. Daha ne ? Ha devlet hiç mi sayım yapmamıştır. Nüfus, hayvan vs. Elbette yapmıştır. Devlet her 15-30 senede sayım yapar, bölgenin tahririni çıkartırdı. Tahrirde şehir, kasaba, köy ve çiftlikler birer birer dolaşılarak buralarda oturan vergi mükellefleri, içlerinde vergiden muaf olanlar varsa hangi vergiden ne sebeple muaf oldukları yazılır; bunun yanında topraklı ve topraksız köylüler, evli ve bekar haneler, meslek grupları, ilmiye mensupları, ihtiyar ve sakatlar ayrı ayrı kayıt olunurdu. Her köyün merası, ormanı, korusu, yaylağı, kışlağı, çayırı cins cins gösterilerek yetiştirilen mahsuller ve senede vermekle mükellef olunan vergi miktarı deftere geçirilirdi. Göçebeler de nehirden, dağ geçitlerinden geçerken yakalanır, hayvanları tek tek sayılır ona göre vergileri takdir olunurdu. Yani bu sayımların amacı vergi verecek nüfusu sayma idi. Bu kayıtlara bakarak bir senede bir şehrin merkez nüfusunu da toplam nüfusunu da üç aşağı beş yukarı tahmin edebiliyoruz. O kadar. Bir de mahkeme kayıtları olan Şer'iye sicilleri var. Oraya da mahkeme kayıtları tutulurken, evlenme, boşanma ve miras konuları işlenmiştir. Anlayacağınız mevzu uzun. Siz iyi bir insan olun o yeter. Zaten atalarınız size bir fayda vermeyecek, en iyisi kendinizi kurtarın.  

 
Etiketler: E-Devlette, soy, ağacı,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı