Yazı Detayı
01 Ağustos 2019 - Perşembe 10:22
 
Gazi Şehir Samsun
Murat ŞENEL
 
 

Samsun şehri I. Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında Açık Şehir olarak ilan edilmiştir. Açık Şehir veya Açık Kent ifadesini açıklamak istersek “Savaş sırasında, karadan, denizden ve havadan yapılan saldırılara karşı içinde hiçbir savunma olanağı bulunmayan, bu yolla savaş dışı bırakılan kent” kavramı karşımıza çıkmaktadır.

 

Samsun kentinde tehdit oluşturacak askerî kuvvetler, askerî tesisler ve savaş hedefleri yoktu. Bunun pek çok siyasi nedeni yanı sıra ticari nedenleri daha ön plana çıkmaktaydı. Bir çok Amerikan ve Hollanda şirketi Samsun kenti ve civarında yapılan tarımsal üretimin yurt dışına açılmasında kuvvetli tedarikçiler olarak bilinmektedir.

 

Çok sayıda azınlık vatandaşa ait firmalar ve şirketler aracılığı ile özellikle tütün ihraç edilmekteydi. Dolayısıyla Samsun çok sayıda yabancının yaşadığı bir liman kentiydi.

 

Bu durum Kurtuluş Savaşı esnasında büyük bir avantaja çevrilecek, irili ufaklı yüzlerce gemi, taka ve diğer araçlar ile savaşta kullanılacak pek çok silah ve mühimmat başta Samsun olmak üzere Karadeniz kentlerinden Anadolu içerlerine sevk edilecekti.

 

Yani Samsun kenti enternasyonal lider Mustafa Kemal Atatürk’ün çıktığı alelade bir Anadolu kenti değildir. Kentimizin Kurtuluş Savaşında ve bu savaşın kazanılmasında çok daha fazla önemi vardır. Tıpkı Zülfü Livaneli’nin şiirinde bahsettiği gibi bu kıyıların kahraman evlatları da meçhul kahramanlarıdır öykümüzün…

 

Ve çok uzak,

Çok uzaklardaki İstanbul limanında,

Gecenin bu geç vakitlerinde,

Kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları :

Hürriyet ve ümit,

Su ve rüzgârdılar.

 

Evet Anadolu işgal altındaydı. Açık kent ilan edilmiş Samsun ise bu özelliği ile daha da öneli bir kent haline gelmiştir. Dört bir yandan kuşatılan Anadolu’nun dış dünyaya açılan kapısıdır Samsun.

Dünya tarihinde emperyalizm açık olarak iki kez yenilgiye uğratılmıştır. İlki Anadolu’nun batısında tarihi su yolu Çanakkale’de bir Osmanlı Subayı olan Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilmiştir.

 

İkinci yenilgi ise bu kez genç Türk devletinin kurmay subayı olan Mustafa Kemal ve arkadaşlarınca yaşatılmıştır. Vahşi emperyalizmin kanlı uşakları bu topraklar üzerindeki yenilgileri halen unutamamışlardır.

 

Osmanlı ordusu sürekli savaşlar nedeniyle oldukça yıpranmıştır. Donanmanın durumu kara kuvvetlerinden daha beterdir. Kurtuluş savaşı esnasında Yunanlılarla mukayese edilecek olursa 1’e 30 fark vardır. Tüm itilaf devletleri donanmasını dikkate alırsak fark daha fazla olmaktadır. Kaybedilen savaş sonrasında Osmanlı donanmasına ait tüm gemiler, bağlı bulundukları liman ve iskelelerde devre dışı bırakılmışlardır.

 

İleride yapılacak Kurtuluş Savaşında önemleri anlaşılacak olan Aydın Reis ve Preveze gambotları Karadeniz’de, Hızır Reis ve Yunus gambotları da İzmir’de serbest olarak bulunuyordu.

 

Bu durum işgalin Karadeniz ayağını kontrol eden İngilizler tarafında rahatsızlık yaratmaya başlamıştır. Mustafa Kemal ve arkadaşlarına silah ve cephane yardımının bu gambotlar vasıtasıyla yapılabilir olması ihtimali İngilizleri rahatsız etmektedir.

 

Rusya’nın Bolşevik İsyanından sonra emperyalizme karşı verdiği mücadele devam ederken Anadolu’da benzer bir devrimin ayak sesleri duyulmaya başlanmış, iki ülke arasında emperyalizme karşı mücadele ruhundan kaynaklı yakınlaşma işgal devletlerini rahatsız etmiştir. İngilizler bu gemilerden duydukları rahatsızlığı ifade ederek 1920 yılında gemilerin İstanbul’a çekilmesini talep etmişlerdir.

 

Genç TBMM 23 Nisan 1920’de açılışından sadece 18 gün sonra, Rusya ile yardım konusunda anlaşma yapmıştır. Bu anlaşma kapsamında Anadolu’ya Rusya’dan silah ve mühimmat taşınması da gündem gelmiştir. İngilizlerin gemilere el koymasını istemeyen Anadolu hükümeti usta bir manevra ile önce Aydın Reis ve Preveze gambotlarına, sonrasında da Şahin şilebine Rusya’nın el koyması oyununu organize etmişlerdir.

 

Samsun şehri başta olmak üzere Karadeniz kıyısında zor şartlarda geçinmeye çalışan kararlı gemiciler, kaptanlar ve tayfaların üstün becerisi, korkusuzluğu ve azimli duruşlarıyla bir milletin kaderinin değiştiği topraklardır buralar.

 

İstanbul başta olmak üzere baskı ve takipten kaçan gemiler ile subay ve astsubaylar yerel denizcilerle Karadeniz’de gerçek anlamda bir cephe açmışlardır. Bu cephe ve gösterilen kahramanlıklar sonucunda öncelikle Sakarya Meydan Muharebesinde ihtiyaç duyulacak silah ve cephaneler, devamında da Büyük Taarruzun ihtiyaç duyduğu malzemeler Anadolu’ya taşınabilmiştir.

 

11 Mayıs 1920 tarihinde Rusya ile yapılan anlaşmadan yararlanarak Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar geçen sürede genç Türkiye Devletinin envantere kayıtlı gemi sayısı 26’ya kadar çıkmıştır. Kahraman denizcilerimiz ve Karadeniz’in gözü kara uşakları sayesinde 1920- 1923  arasında  35.000 tondan fazla silah, cephane ve malzeme nakledilmiştir.

 

Bu çatışmalar arasında ilginç olaylarda yaşanmıştır. Rusya’dan alınan iki gambot Nisan 1922 tarihinde Novorossisk’ten Pire’ye giden Enosis adlı Yunan şilebini ele geçirdiğinde açık şehir ilan edilmesine rağmen Samsun kentinin başına geleceklerinde yazısı yazılmaya başlanmıştır.

 

Enosis adlı gemi ele geçirilerek Trabzon adı ile envantere girmiştir. Bolşevik isyanının devam ettiği ve ülkede tam hakimiyetin sağlanamadığı yıllarda sıklıkla Rusya’dan çarlık yönetimine ve çar yanlılarına ait pek çok ganimetin kaçırıldığı bilgisi edinilmektedir.

 

İşte Enosis adlı bu gemide tıpkı söylentilerde yer aldığı şekilde Rusya’dan altın ve mücevher kaçırmaktadır. Gemini ele geçirilmesi de geminin sintinesinde yapılan aramada bir milyon Türk lirası değerine yakın altın ve mücevher bulunması da aslında filmlere konu olacak kadar zor bir iştir.

 

Geminin ele geçirilmesi ve ganimete el konulması Aynı yıl içinde Samsun'daki Deniz Ganimetleri Mahkemesi tarafından yasal yani meşru kabul edilmiştir. Şimdi okuyucularımız soracaktır “Enosis’i ele geçiren kahramanların basit binek araçları ve Trabzon adını alan gemiye ne olmuştur?”

 

Trabzon vapuru uzun yıllar Denizyollarında sefer yaptıktan sonra emekli olmuş ve Kurtuluş Savaşının kazanılmasında maddi destek sağlayan bu sembol gemi 1934 yılında da hurdaya ayrılarak sökülmek üzere satılmıştır.

 

Bu duruma ve devamında ele geçirilen pek çok gemiye karşılık Yunan ordusunun ve koruyucusu bir devletin tepkisi ne olmuştur?

 

İsterseniz 7 Haziran 1922 tarihine dikkat çekerek olanları da bir sonraki yazımızda açıklayalım. Kalın sağlıcakla…

 
Etiketler: Gazi, Şehir, Samsun,
Yorumlar
Haber Yazılımı