Yazı Detayı
30 Temmuz 2019 - Salı 08:29
 
KAYIP VE YASLA BAŞA ÇIKMA
Gamze Sırmalı KARABULUT
gazme@samsunetikhaber.com
 
 

Yas sevilen bir yakının ölümü ile ortaya çıkan duygusal, bilişsel, davranışsal, bedensel ve sosyal alanlarda değişimlerle belirlenen karmaşık bir yaşantı, insan için kaçınılmaz ve evrensel bir deneyimdir.

 

Yas süreci kayıp ya da kayıp tehdidi ile başlar ve ilişki, ayrılık ya da ölüm sonucunda da biter. Dolayısı ile de her insan yaşamı boyunca kayıplar ve doğal olarak da bir yas süreci ile karşı karşıya gelebilmektedir. Herkesin yas sürecine verdiği tepkiler kişiler arası arklılık ve sürece etki eden faktörün çeşitliliği nedeniyle farklılık göstermektedir. Buna göre yas; karmaşık yas, travmatik yas ve normal yas olmak üzere üç şekilde tanımlanmaktadır.

 

Normal yas bir kayıp sonrasında gözlenen ve kaybın doğal sonucu olarak ortaya çıkan bir dizi ortak, fiziksel, duygusal bilişsel ve davranışsal tepkilerdir.

 

Karmaşık yas; kaybın ardından en az 6 ay geçmesine rağmen katıp yaşayan kişinin işlevselliğinde bozulma olması ile tanımlanabilmektedir.

 

Travmatik yas; zamansız ve beklenmedik anda ve özellikle şiddet ya da korkunç olay sonucu meydana gelen ölümlerin ardından bireyde meydana gelen tepkilerdir. Ve bu tepkilere bağlı olarak kişinin yaşam alanlarında işlevselliği önemli derecede bozulur. Özellikle travmatik yas yaşayan bireylerde yaşadıkları travmaya bağlı olarak travma sonrası stres bozukluğu gelişebilmektedir.

 

Yas Tepkileri

 

Yas sürecinde bir dizi duygusal, bilişsel, fiziksel, davranışsal zorlanmalar yaşar birey.

 

Midede boşluk hissi, az kuruluğu, nefes almada güçlük, çabuk yorulma, seslere aşırı duyarlılık gibi belirtiler yas sürecindeki fiziksel tepkilere örnek olurken; Konsantrasyon bozukluğu, karar vermede güçlükler, kaybın var olduğuna yönelik inanç ve sanrılar bilişsel tepkileri oluşturmaktadır.

 

Duygusal tepkiler; Yalnızlık, şok, şaşkınlık, üzüntü, öfke, suçluluk özlem ve rahatlamadır.

Uyku düzensizliği, iştahsızlık, içe çekilme, aşırı hareketlilik, sürekli ölen kişiyi hatırlatıcı yerlere gitme isteği ya da ona ait eşyaları taşıma isteği ise davranışsal tepkilerdir.

 

Tüm bu tepkiler normal yas sürecinde kısa bir süre için ortaya çıkar ve zamanla azalarak ortadan kalkması beklenir.

 

Ancak her zaman bu süreç kolay atlatılamayabilir. Bazı kişilerin kayba yönelik uyum bozan tepki geliştirdikleri gözlenebilir. Yas süreci ve kayba yönelik uyumu etkileyen bir takım faktörler vardır.Ölen kişinin kimliği önemlidir. Kayıp yaşayan kişinin dedesinin normal ölümü ile trafik kazasında çocuğunu kaybetmesine yönelik verdiği yas tepkisinde farklılıklar gözlenebilir.

 

Ölen kişiyle ilişkinin doğası da önemlidir. Ölen kişi ile ilişkisinde çatışma olan biri geçmişte çözemediği durumlardan dolayı kaybın ardından suçluluk duyabilir ya da kendini rahatlamış htiği için pişmanlık duyabilir.

 

Diğer bir faktör ölüm biçimidir. Normal ölüm, kaza intihar ve cinayet gibi ölüm biçimlerinin ardında gösterilen tepki de farklılık gösterir. Ölümü önceden bilmek acıyı hafifletmese de kişinin yas sürecine hazırlanmasına, sosyal destek ağını oluşturmasına olanak tanımaktadır.

 

Geçmiş kayıpların varlığı ve onlara gösterdiği tepkiler ve yas sürecinin tamamlanmış olup olmadığı da önemlidir.

Kişilik Özellikleri; bireyin cinsiyeti, yaşı, zorluklarla başetme biçimi,  bilişsel yaklaşımı inanç ve değerleri de önemlidir.

 

Kişinin hayatında sosyal desteğin varlığı yas süreci ve kayba yönelik uyumu önemli derecede etkilemektedir.

 

Yas sürecinde meydana gelen sıkıntılar da ani yaşam olayları, değişiklikler ve krizler de önemli ölçüde etkilemektedir.

 

Kübler-Ross yas sürecini; İnkar, öfke, pazarlık etme çökkünlük ve kabul etme olarak değerlendirmiştir.

 

Yas sonucu oluşan acı hem fiziksel hem de duygusal bir acıdır. Bireyin bu acıyı tanımlamasını ve kabul etmesini sağlamak gerekir. Özellikle acının yaşanması sonrasında iç rahatlığın ortaya çıkması açısından önemlidir. İfade edilmeyen, içe atılan ya da bastırılan acı sonrasında ciddi işlevsel bozukluğa kadar uzanan sonuçlar doğurabilir.

 

Bu aşamada bireylerin psikolojik destek almasını sağlamak en doğrusudur. Kişi böylelikle kayba yönelik acısını yaşam boyu taşımamış olur. Bu süreç uygun bir şekilde tamamlanmamış olursa yas süreci karmaşık bir yapıya bürünebilir ve kişi uzun dönemde ciddi psikolojik sıkıntılar yaşayabilir.

 

Olması gereken kişinin ölen kişiye ait anılarını kaybetmeden değişen dünya yeniden ayak uydurabilmesidir. Kişi ölen kişiye ait bir anı formasyonu oluşturarak o yas sürecinin gelecek yaşam planlarını ve etkinliklerini olumsuz bir şekilde örselemesini engellemek durumundadır.

 

Yaslı kişiler için dikkat edilmesi gereken bazı durumlar da vardır. Bu kişinin temel gereksinimlerinin karşılanması kendini güvende hissedeceği bir ortam oluşturulması gerekmektedir.

 

Kaybın gerçekliğini fark etmesine, kabullenmesine yardımcı olmak için ölen kişi hakkında konuşmaya cesaretlendirmek gerekir.

 

Kişinin kayıp sonrası yaşadığı duyguları dile getirmesine izin vermek gerekmektedir.

 

Acısını hafifletmek adına “Güçlü olmalısın.”  “Hayat devam ediyor.”  “Birileri için ayakta kalmalısın.”  gibi sözlerden kaçınmak gerekir.

 

Aile, arkadaş, komşu gibi sosyal destek verebilecek kişilerle bağının kuvvetlendirilmesi gerekir.

 

Yas sürecinin belirli bir zaman alacağını bilmek ve kişiye tepkilerini gerçekleştirebilmesi için fırsat vermek gerekmektedir.

 

Meydana gelebilecek herhangi bir ruhsal bozukluk konusunda dikkatli olmalı ve uzmana başvurması için yönlendirilmelidir.

 
Etiketler: KAYIP, VE, YASLA, BAŞA, ÇIKMA,
Yorumlar
Haber Yazılımı