Yazı Detayı
12 Ekim 2018 - Cuma 09:46
 
OKULLARDA BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR İLİŞKİSİ
Devrim Kurtoğlu
 
 

Sevgili anne-babalar;

Geleceğe bırakacağımız en değerli hazinelerimiz olan çocuklarımızın her alanda gelişimlerini en iyi şekilde sağlamak ve onlara destek olmak tabi ki ilk hedefimiz. Okula attığı ilk adımla başlıyor heyecan, endişe, korku, sevinç, mutluluk, hüzün, çocukta ve anne-babada. Her duyguyu yaşıyoruz bir anda. Eğitim-öğrenim hayatı başlıyor ve o her zaman sorulan soru geliyor arkasından; Çocuğum büyüyünce ne olacak? Gerçekten ne olacak? Babama ve anneme sordum onlar tahmin edememişler benim Beden Eğitimi Öğretmeni olacağımı. Biz tahmin etmeyi bırakalım ve en iyisi işi uzmanlarına, öğretmenlere bırakalım.

 

Şimdi konuyu Beden Eğitimi ve Spor olarak inceleyelim. Beden Eğitimi nedir? Spor nedir? Birbiriyle bağlantısı var mı? Okullarda bize düşen görev nedir? Beraber inceleyelim.

 

7 yaş ve üstünün sporla ilgili hareketler dönemi olduğu kabul edildiği için, çocuğumuz ilk olarak okulda tanışıyor Beden Eğitimi ve Sporla. İşte bu noktada öğretmelerimize büyük görev düşüyor. Neden mi? Buna aradaki farkları inceleyerek başlayalım

 

Beden Eğitimi; bireyin zihinsel, ruhsal ve psikomotor açıdan gelişmesini sağlayan, sosyal kişiliğinin gelişmesine yardımcı olan etkinlikler bütünüdür.

 

Spor ise; bireyin beden ve ruh sağlığının gelişmesinin yanında belirli kurallara göre rekabete dayanan, mücadele etme, heyecan duyma, yarışma ve kazanma amacı içinde yapılan fiziksel aktiviteler bütünüdür.

 

O zaman ortaya şöyle bir tablo çıkıyor, Beden Eğitimi, yarışma değil, reklam amacı gütmüyor, meslek değil dolayısıyla üretime katkı sağlamıyor, seyirci kitlesi yok, profesyonel olarak kullanılmıyor ve ticari getirisi yok. Spor’da ise durum bunun tam tersi.

 

Şimdi Beden Eğitimi öğretmenin görevlerine bakalım; Müfredatı uygulamak, yıllık plan yapmak, notları girmek vs… Evet bunlar görevlerinin bir kısmı. Peki çoğunlukla nasıl uygulanıyor? Verelim topu önlerine topçu olsun, olamazsa popçu olur vs… Neden? İmkan yok, işte elimizden gelen bu, malzeme eksik, ders değerini görmüyor falan filan… 100 yıl önce olimpiyatlara giden sporcular hangi imkanlarla gittiler? O kadar mı geriyiz? Sanmam, suçun çoğunu kendimizde aramalıyız. İstersek olur. 

 

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, Beden Eğitimi öğretmenin ilk görevi çocuklarımıza yaşam boyu fiziksel aktivite bilincini empoze etmektir. Sağlıklı bir toplum için küçük yaştan itibaren yaşam boyu sporun önemini belirtmek ve ilerde hangi meslek grubunda olursa olsun buna vakit ayırması gerekliliğini aşılamak.

 

Okullarda beden eğitimi dersi denince akla gelen öncelikle çocuğun yoğun ders temposundan ayrılarak enerjisini atacağı, eğleneceği ve aynı zamanda sosyalleşeceği etkinlikler akla geliyor. Bunu planlamaya dökersek ve biraz da hassasiyetle yaklaşırsak, çocuk bu etkinlikleri yaparken bizde çocuğu tanıma fırsatı yakalarız. Hızlı mı koşuyor? İyi mi sıçrıyor? Güçlü mü? Esnek mi? Zaten geleneksel boyutta baktığımızda ilk önce sporcular bu özelliklerinin biri veya birkaçıyla öne çıkıyor ve keşfediliyordu. Günümüzde bu bazı yetenek testleri uygulamalarıyla desteklendi ve bir nevi kriterlerin tam yerine oturması için iş sağlama alınmaya başlandı diyebiliriz.

 

O zaman şöyle diyebiliriz; Beden Eğitimi öğretmenleri aslında bir açıdan da çocuklarımızın sporcu olma kapılarını açan, olara yol gösteren rehberlerdir. Okulda spor olmaz mı? Niye okulda spor yapmıyoruz? Okulda spor tabi ki olur, bilindiği gibi okul sporları ve buna bağlı olarak da okullar arası müsabakalar oluyor. Eğer herhangi bir alanda hedef sayıya ulaşmış bir takımınız varsa bunu değerlendirilir. Ama şöyle bir sorun karşımıza çıkabilir. Beden Eğitimi öğretmeni bir branşta uzmanlaşmıştır. Her branşta tam anlamıyla kalifiye olmayabilir ve gerçek anlamda yetenek vadeden bireyler kaybolup giderler. Ya da şu durum karşımıza çıkabilir, sizin elinizde bir tane gelecek vadeden basketbolcu olduğunu varsayalım. Ne yapacağız, sen bekle biraz hedef sayıya oluşunca takım kuracağız mı diyeceğiz? Ya da yeteneğini keşfettiğimiz bir sprinteri (sürat koşucusu) seneye okula saha yapılacak bekle mi diyeceğiz? Hepimiz çok duyduk bu klişe cümleyi; Çok iyi sporcu olurdu da işte ailesi destek vermedi ya da iyi yönlendirilmedi. Burada bize düşen görev iyi bir öğretmen olmanın yanında rehber de olmak. Okul, öğretmen ve veli ilişkisi hiçbir zaman kopuk olmamalıdır.            

 

Özel Hürriyet Yıldız Okulları olarak biz, beden eğitimine bakış açımızı, her çocuk önce jimnastik temelini alacak olarak belirledik. Çocuklarımız gerek Beden Eğitimi dersinde gerekse çeşitli spor branşları etkinlikleriyle istedikleri, sevdikleri sporu yapabilecekler, yeni spor branşlarıyla tanışacaklar, yetenekleri doğrultusunda anne-babalarının da desteğiyle belki de ülkemizin gelecek sporcuları olmak adına yönlendirilecekler. 

 

Unutmayalım ki, özel yetenek gerektiren alanlar zorlamayla olmaz. Bırakın çocuklarımız kendi potansiyellerini kendileri istediği gibi ortaya koysunlar, kendilerini sınasınlar. Bu durumda bilere düşen de onlara  fırsat vermek,  destek olmak ve rehberlik yapmaktır.

 
Etiketler: Devrim Kurtoğlu, Beden Eğitimi
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı