Yazı Detayı
11 Kasım 2019 - Pazartesi 08:07
 
Senfoni Orkestrası
Murat ŞENEL
 
 

Psikoloğun biri günün yorgunluğunu atmak için New York şehrinde bir bardan içeri girer. Bara yanaşır ve barmenden bir viski ister.

 

Viskisini yudumlarken birkaç sandalye ötesinde oturan temiz giyimli birinin kendi kendine konuşmasına şahit olur ve kulak kabartır. Adam sürekli “bahtıma ne diyeyim? Ne bahtsız bir adamım ben?” deyip durmaktadır.

 

Viskisini alır ve adamın yanına sokulur. Merhaba, bir süredir sizi izlemekteyim. Ben bir psikoloğum ve yardımcı olmak isterim. Ücret konusunu hiç dert etmeyiniz. Bana anlatır mısınız?

 

Ağlamaklı bir ifadeyle adam kafasını kaldırır ve psikoloğa döner.

 

“Ben New York Filarmoni orkestrasında klarnet çalıyorum. Bu işin en iyi okullarından mezunum ve uzun yıllardır bir ofiste de yöneticilik yapmaktayım. Ama gerçekten çok şansız bir adam olduğumu düşünüyorum ve artık yaşamak istemiyorum” deyince psikolog daha da meraklanır.” Olur mu hiç anlatın bir çaresine bakarız der.”

 

Adam devam eder. Orkestra olarak dünya turnesine çıktık. İlk olarak kendi ülkemizde başkan Trump’a konser verdik. Harika bir konserdi ve çok beğenildi. Sayın Trump danışmanlarını çağırarak “tüm orkestrayı federal rezerv bankasına götürün, herkes çaldığı enstrümanın içini tıka basa doldursun” dedi.

 

Hemen federal rezerv bankasına gittik, davul çalan zengin oldu, keman çalan zengin oldu, benim klarnete yüz dolar sıkıştı başka bir şey alamadım.

 

Sonra Rusya konserine gittik. Putin çok beğendi. “Hazine bakanlığına götürün, en kıymetli elmaslardan çaldıkları enstrümanlara doldurup alsınlar” dedi. Davul çalan zengin oldu, keman çalan zengin oldu, benim klarnete bir dolar büyüklüğünde elmas sıkıştı başka bir şey alamadım.

 

Sonra sıra Kuzey Kore konserine geldi. Başkente gittik. Muazzam bir konser salonu ve tıklım tıklım dolu bir izleyici kitlesi karşısında yerlerimizi aldık. Liderleri Kim Jong-Un geldi konser başladı.

 

Rezalet bir performans ve ıslıklar, yuhalamalar arasında sahneden indik. Kim Jong-Un sinirli bir şekilde geldi ve danışmanlarına “bunu ülkemize yapılmış bir hakaret olarak görüyorum. Her sanatçının çaldığı enstrümanları arkalarına, münasip bir yerlerine monte edin” dedi ve çekip gitti. Benim bahtıma ne diyeyim?”

 

Adam viskisinden bir yudum daha yudumlarken gözlerinden artık yaşlar akmaktadır.

 

Psikolog meraklı gözlerle adama bakar ve sorar “eeee, sonra ne oldu?”

 

Adam gözyaşlarını elinin tersi ile silerken “ne olacak zannettin? Davul çalan yırttı, keman çalan yırttı, zil çalan yırttı. Olan yine bana oldu o gündür bu gündür oturamıyorum. Benim ne kadar şanssız ve bahtsız bir adam olduğumu anladın mı şimdi?”

 

Sevgili dostlar, Çarşamba biyokütle santralinin yapımı tüm hızıyla sürmekte. Gezi zekalılardan, dondurma reklamı önünde laf yiyen muhtarlara kadar pek çok şeye şahit olduk. Hatta pek çok enstrüman ismine ve ona bağlı yapılan esprilere de muhatap olduk.  

 

Bu mücadele devam ederken bence davulcu olmak, keman çalmak daha karlı gibi. Siz ne dersiniz?

 

Kalın sağlıcakla…

 
Etiketler: Senfoni, Orkestrası,
Yorumlar
Haber Yazılımı