Yazı Detayı
17 Ekim 2019 - Perşembe 06:46
 
Sınırın sıfır noktası!
Murat Başaran
 
 

Konuşmayı bilmeyen mi desem, Türkçeden habersiz mi cv cv desem karar veremediğim için…

 

İkisini de bilmeyen demekte beis görmeyerek başlıyorum yazmaya…

 

Evet, hem anadilinden habersiz hem konuşmaktan habersiz, sözde habercilerin hoplayıp zıplayarak ve anlamsız kelime tekrarları ile mide bulandıran haberlerine eleştiri yazısı değil bu… (O saat başı bağlandıkları özürlüler için dayanamaz, ulan hergele “tabii ki” demek sana yasak derdim öfkeyle başlarındaki idareci olsam)

 

Aslında belki de bunu yazmalıyım ama neyi yazmayacağımı ve neden yazmayacağımı belirtmek istiyorum: Konumuz Suriye ve ordumuzun harekâtı değil…

 

Çünkü ben bu konuda ahkam kesecek bir müktesebata sahip değilim.

 

Manzarayı seyredip tepkilerimi vatandaş olarak sosyal medyadan paylaşıyorum herkesin yaptığı gibi…

 

XXX

 

Neden Suriye’den bahsedeyim ki?

 

“Ben demiştim” diyebileceğim bir tane isabetli öngörüm yokken!!!

 

Şaşkınlıkla seyrediyorum sadece…

 

Ve bazı tespitlerim var.

 

İsmet Özel’in Türklük tarifine göre Türklüğümüzün hakkını veriyoruz ve diğer taraftan aynı tarife göre Türklük Anadolu coğrafyasından ibaret.

 

Çünkü harekât başladı, Azerbaycan’dan bile zamanında ve gür bir ses çıkmadı.

 

Hatta Kıbrıs’tan bir İngiliz’in gevelemesine muhatap kaldık.

 

Yapayalnızız.

 

Bu kötü değil; gücümüzün kaynağı…

 

Türk’üz ve kafirle çatışmayı göze alırız; aldık… Allah’tan başta sığınak aramayız.

 

XXX

 

Fakat mesela Recep Tayyip Erdoğan Ankara’yı ve İstanbul’u kaybederken “Beka meselesi” diyordu ya…

 

Bunu mu kastediyordu?

 

Bilmiyorum ve zannetmiyorum.

 

Ama asıl beka meselesi, harekât başladıktan sonra “İslam savaşa karşıdır. Barış dinidir” diye geveleyen yavşak ve sözde din adamı kılıklı kriptoların içimizde serpilip hayat hakkı bulabilmesidir.

 

Asıl beka meselesi, ne idüğü belirsizlere teslim edilmiş bir davanın Ankara ve İstanbul’u rezilce kaybetmesinin üzerine yatılmasıdır.

 

XXX

 

Benim de gözlerim yaşarıyor bayrağımızı görünce…

 

Düğüne gider gibi ölüme giderken…

 

Ve binlerce yıldır yaşatmak için ölmeyi göze alışımıza…

 

XXX

 

Burasına takılıp, vakit kaybı tartışmalara girmeyelim…

 

Hesap sormaya koşarken, dayak yeme ihtimaline kafamız takılmaz bizim…

 

Suriye harekâtı, sonuçları ne olursa olsun, beni, imanımı, ümidimi diri tutan bir harekâttır.

 

“Biz” olma ihtimalimiz ve fırsatımız halâ var demek ki…

 

XXX

 

Ve fakat Pensilvanya dizaynlı partinin harekâta destek verip asker selamı çakmasına aldanacak mıyız?

 

Ve veya harekâtın gazıyla iç politikadaki kepazelikleri sindirip, aslında neyin dizayn edildiğini veya edilmemesi gerektiğini unutacak mıyız?

 

“Aile şirketi” sefaleti görüntüsü milletin ahlakına da virüs gibi sirayet ediyor…

 

Helal- haram odaklı hayata bakış, ihale- rant öncelikli kişiliksiz bir körlüğe evriliyor…

 

Leş sayısının gazıyla mı yaşayacağız, aslında ne olmamız ve nasıl olmamız gerektiğine uyanarak mı?

 

XXX

 

Aile şirketi sefaleti medyayı bitirdi.

 

Yazının girişinde serzenişte bulundum…

 

Birer birer bitiyor her şey…

 

Ortalık cambaz kaynıyor. Twitter Başkanı Trump hokkabaz cambaz… Avrupa’dakiler sinsi cambaz… Veya karaktersizliklerine göre siz sıfatlayın…

 

Cambaz kaynıyor.

 

İçerdekiler ayrı alem…

 

XXX

 

Ve şu soru sorulabilir; Tayyip Bey cambaz olmadığı için mi dış politikada bu kadar ustaca manevralar yapabilirken, içeride kimsenin içine sinmeyen bir kabineyi pamuklara sarıp sarmalamış, dayatıp duruyor/ milleti umursamıyor?

 

XXX

 

Veya boş verin hepsini…

 

Bizim medya leşkerlerinin haber almak açısından aslında Edirne sınırından farkı olmayan “sınırın sıfır noktası” muhabbetine kerizlenmeye devam edelim…

 
Etiketler: Sınırın, sıfır, noktası!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Eylül 2019
Pelikan'ın Mahremi!
13 Eylül 2019
AĞIR BİR DUYGU BU...
01 Ağustos 2019
İkna Odalarına Gerek Kalmadı!
15 Temmuz 2019
Sadece İstanbul’u mu Kaybettik?
30 Mayıs 2019
Zulüm!
09 Mayıs 2019
DAVAN DAVAMIZDIR!
01 Mayıs 2019
Kazanan Rumlar Olmamalı
05 Nisan 2019
HATA ETTİK!
02 Nisan 2019
SEÇİMİN GALİBİ YOK
28 Mart 2019
HANGİ TARAFTASIN?
12 Mart 2019
1 NİSAN'DA NE OLACAK?
06 Mart 2019
Yemezler!
02 Mart 2019
BÖYLE ZULÜM GÖRÜLMEDİ !
01 Mart 2019
MİLLET FARKINDALIK İSTİYOR
20 Şubat 2019
HÜSRAN VAR!
13 Şubat 2019
AYNI KAZURATIN LACİVERTİ!
04 Şubat 2019
Yanlıştan çıkan doğru...
26 Kasım 2018
LİYAKATSİZ KADROLAŞMA BİTECEK Mİ?
24 Kasım 2018
AK Parti evimizin halısı, elbet silkeleyeceğiz...
21 Kasım 2018
Belediyeler çiftlik! Hadi engelle!
12 Kasım 2018
MASAL
22 Ekim 2018
Biz kaybettik!
12 Ekim 2018
EYYYY AMERİKA!
08 Ekim 2018
KRİZ YOK DA KERİZ Mİ VAR?
28 Eylül 2018
REİS'E YAZIK!
24 Eylül 2018
KOPMA ANI YAKLAŞIRKEN...
21 Eylül 2018
Samsun'da yer ayarla!
05 Eylül 2018
Muhteşem kabiliyet!
05 Eylül 2018
Aşşşağılık vaziyetler!
05 Eylül 2018
Karışık düşünceler
05 Eylül 2018
Cıyaklayan hainler!
05 Eylül 2018
BATI’DA NE BULUNUR?
05 Eylül 2018
KADİR MISIROĞLU
05 Eylül 2018
HANGİ DAĞIN DELİSİ OLSAM…
05 Eylül 2018
DİNİNİZİ NASIL ALIRSINIZ BAYIM?
05 Eylül 2018
AYIKLA PİRİNCİN TAŞINI
05 Eylül 2018
ÜÇÜN BİRİ....
05 Eylül 2018
GÜNCELLİYORUM...
05 Eylül 2018
İNANMASI ZOR AMA MAALESEF GERÇEK!
05 Eylül 2018
Hayrettin abi, bakar mısın?
05 Eylül 2018
BAZILARI EMEKLİ OLAMIYOR NEDENSE!
05 Eylül 2018
'Adalet var' demek kolay değil
05 Eylül 2018
Gülen Şeytanlar Tarihi
05 Eylül 2018
KİM VAR? NEYE YARAR?
05 Eylül 2018
Uysa ne olur, uymasa ne?
05 Eylül 2018
EVCÂRÂ...
05 Eylül 2018
KEMİK YALAYICILARI !
05 Eylül 2018
Tayyip Bey
05 Eylül 2018
Münafık mı? Yok canım!
05 Eylül 2018
YOKUM!
05 Eylül 2018
Kaşarlara borcumuz mu var?
05 Eylül 2018
Musa mı, Moiz mi?
05 Eylül 2018
MÜSTEHAKSINIZ!
05 Eylül 2018
Yok devenin Koçu! Oyum AK Parti ye...
05 Eylül 2018
GÖLGE ETMEYİN YETER!
05 Eylül 2018
AMERİKAN SAPIĞI!
05 Eylül 2018
O be! Laaarda yüğzen, andiçerim!
05 Eylül 2018
KÖK HÜCRE
05 Eylül 2018
Fotoğraf deyip geçme!
05 Eylül 2018
Hep Trump'ın yüzünden...
05 Eylül 2018
DERLER...
05 Eylül 2018
Leylekler gitmeyeydi iyiydi! 
05 Eylül 2018
ALLAH RAZI OLSUN...
Haber Yazılımı